SATILMIŞOĞLU MAHALLESİ

5/7/2009 - İNANÇSIZLIKTA BİR İNANÇTIR

Kategori: dini bilgiler


   İnsanlar.Belki yüzlerce, binlerce, hatta aklınızın alamadığı kadar birçok insan. Öyle değil mi?
Farklı ülkelerden ,  farklı ırklardan , farklı inançlara sahip bir sürü insan var.Hepsi birbirinden farklı.Hiç birinin parmak izleri ya da genlerinde hiç bir şekilde benzerlik yok.Yüce Allah özenle tek tek yaratmış ne güzel öyle değil mi?Peki ya bunu anlayamayanlara ne demeli? Dinsiz,inançsız ve inkarcılara ? Sizce neden böyle davranıyorlar dersiniz ? Ne kadar saçma herşeyin kendiliğinden olduğuna inanmak? Buna bir kanıtları bile yok. Kapasiteleri Allah'ın yarattıklarını göremiyecek kadar yerlerde sürünüyor? Şu anda bunu okuyanların arasında  ate olanlar varsa yorumlarınızı bekliyorum, bu arada ate olmayanlara yorum yazmayın demiyorum.
   Çok saçma bir inanç diyorum: inaç adına birşey yok elemanlar da. Bir insan inançsız nasıl yaşayabilir? Bunlara baktıkça artık ilahi olmayan dinleri (budizm vs.) bile kabul edenleri anlıyorum.Hiç yoktan belli belirsiz olsa bile birşeylere inanıyorlar.Hadi onu da geçtim ineklere tapanları da hoş görmesem de hiç yoktan inanıyorlar demeye başladım.Aslında birşeyi kabul ediyorum herşeyin kendi kendiliğine olduğuna inanmak bile bir inaçtır.Allah bu tür insanları iyi yolda islah etsin inşallah.
 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/7/2009 - KUR'AN KURSLARI ÖĞRENİME AÇILDI

Kategori: dini bilgiler

 
   Öğrenciler karnelerini aldılar ve başka bir dili yani Allah'la konuşma dilini öğrenmek için Kur'an kurslarına koştular.Kur'an hakikatten güzel bir nimetlerden biri.Nedenini sorarsanız hayatımızda bazı konularda cevap bulamadığımız konular vardır.Elemanın biri gelip dedikodu günah değildir dese şahsımızın Kur'an'ı açıp bunu araştırıp öyle davranmalı.
   Kur'an Kursları çocuklarımıza,gençlerimize ve  bazen büyüklerimize Kur'an'ı öğreterek Allah'ı yakından tanımalarını sağlarlar.Bu bizi cahillikten kurtarır.Peygamberimizin ve diğer peygamberlerin davranışlarını öğrenerek örnek alırlar ve daha bilinçli yaşarlar.Sokakta gezen büyük abilerin yürüyüşlerini, aralarında ki hoş olmayan konuşmaları ve bazı kötü huylarını alacaklarına Kur'an'da adı geçen peygamberleri tanıyarak hoş insanları örnek alırlar.
   Hocalarımız öğrencilere siyer(peygamberimizin hayatı),itikat,ibadet ve ahlak gibi bazı dersler verirler. Bu derslerle birlikte talebelerimiz kendilerine yol seçme aşamasındadırlar; sokakta oyun oynayan arkadaşlarının yanına gidecek ya da arkadaşlarını 5 dakika bekletip mükellef olduğu görevi yapıp öyle dışarı çıkacak.Buda çocuklarımıza sorumlu olma yoluna götürür.
   Hemen hemen hepimiz görmüşüzdür, çocuğumuz yada kardeşimiz hattaa kendimiz bile öğrenmesi bize zor gözüken şeyleri öğrenince çok mutlu oluruz.
   Kendini bu yola adayan öğrencilere sesleniyorum.Size zor gelebilir ama bu dünyanın sonunda sizin düşünemeyeceğiniz büyüklükte bir hediye var.Şimdi size zor gelebilir ama her derde deva olan Kur'an'ı öğrenmeye gayret etmenizi dilerim.Lütfen ''Ben zora gelemem''diyip kaçan insanlardan olmayın.Siz zordan değil, zor sizden korksun.Allah bu yolda olanlara yardım etsin.İyi tatiller.Unutmayın peygamberimiz ''SİZLERİN EN HAYIRLISI KUR'AN'I ÖĞRENEN VE ÖĞRETENDİR'' buyurmuştur.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/5/2009 - SATILMIŞOĞLU KÖYÜ'NÜN DİKİŞ KURSUNUN SERGİLERİ

Kategori: KOY






Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/4/2009 - pacman game oyun oyna

sagopa kajmer,kolera,eskişehir

Pac-Man made by Neave Games

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/4/2009 - KUTLU DOĞUM

Kategori: dini bilgiler

Doğumu

Muhammed aleyhisselâm Hicret'ten 53 sene evvel Rebîulevvel ayının on ikinci Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke'nin Haşimoğulları mahallesinde, Safâ Tepesi yakınında bir evde doğdu. Bu gün, Mîlâdî 571 yılına ve Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. O gün henüz güneş doğmadan âlem nûr ile doldu. Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda intikal edegelen nûr asıl sâhibine ulaştı.

O'nun doğumunu annesi hazret-i Âmine şöyle anlatıyor: ''Doğum ânı geldiğinde heybetli bir ses işittim. Ürpermeye başladım. Sonra beyaz bir kuş gördüm, gelip kanadı ile beni sığadı. O andan sonra bendeki korku ve ürpertiden eser kalmadı. Yanımda süt gibi beyaz bir kâse şerbet gördüm. O şerbeti bana verdiler. O anda çok susamış idim. Verilen şerbeti içtim. Baldan tatlı ve soğuk idi. İçer içmez susuzluğum gitti. Sonra büyük bir nûr gördüm, Evim o kadar nûrlandı ki, o nûrdan başka bir şey görmüyordum. O sırada çok hâtun gördüm. Boyları uzun, yüzleri güneş gibi parlıyordu. Etrafımı sarıp, bana hizmet eden bu hâtunlar, Abdü Menâf kabîlesinin kızlarına benzerlerdi. Yine o sırada beyaz, uzun ve gökten yere uzanmış ipek bir kumaş gördüm. Dediler ki: O'nu insanların gözünden örtün. O anda bir grup kuş peydâ oldu. Ağızları zümrütten, kanatları yâkuttandı. Gümüş ibrikler tutarak havada duruyorlardı. Bana korku gelip terlemiştim, ter damlalarından misk kokusu yayılıyordu. O halde iken gözümden perdeyi kaldırdılar. Doğudan batıya kadar bütün yeryüzünü gördüm. Üç alem (bayrak) dikildi. Onların biri meşrik (doğu), biri mağrip (batı) biri de Kâbe'nin üstünde idi. Etrafımda çok sayıda melekler toplandı. Muhammed doğar doğmaz, mübârek başını secdeye koydu ve şehâdet parmağını kaldırdı. O anda gökten bir parça beyaz bulut indi. O'nu kapladı. Bir ses işittim; ''Onu mağripden meşrıka kadar her yerde gezdirin. Tâ ki cümle âlem onu, ismiyle, cismiyle ve sıfatıyla görsünler.'' diyordu. Sonra o bulut gözden kayboldu ve Muhammed'i bir beyaz yünlü kumaş içinde sarılı gördüm. Yine o sırada yüzleri güneş gibi parlayan üç kişi gördüm. Birinin elinde gümüşten bir ibrik, birinin elinde zümrütten bir leğen, birinin elinde de bir ipek vardı. İbrikten sanki misk damlıyordu. Muhammed'i o leğenin içine koydular. Mübarek başını ve ayağını yıkadılar ve ipeğe sardılar. Sonra mübârek başına güzel koku sürüp, mübârek gözlerine sürme çektiler ve gözden kayboldular.''

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu sırada hazret-i Âmine'nin yanında Abdurrahman bin Avf'ın annesi Şifâ Hâtun, Osman bin Ebü'l-Âs'ın annesi Fâtımâ Hâtun ve Peygamberimizin halası Safiyye Hâtun vardı. Bunlar da gördükleri nûru ve diğer hâdiseleri haber verdiler. Şifâ Hâtun şöyle anlatıyor: ''Ben, o gece Âmine'nin yanında idim. Muhammed aleyhisselâmın doğar doğmaz duâ ve niyâz ettiğini işittim. Gâibden; ''Yerhamüke Rabbüke'' diye söylendi. Sonra bir nûr çıkıp o kadar ışık verdi ki, doğudan batıya kadar her yer göründü...'' Bundan başka birçok hâdiseye şâhit olan Şifâ Hâtun; ''Ne zaman ki, O'na peygamberlik verildi; hiç tereddüt etmeden ilk îmân edenlerden biri de ben oldum.'' dedi.

Safiyye Hâtun da şöyle anlatmıştır: ''Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada her tarafı bir nûr kapladı. Doğar doğmaz secde etti, mübârek başını kaldırıp açık bir dille ''Lâ ilâhe illallah, innî resûlullah'' dedi. O'nu yıkamak istediğimde, biz O'nu yıkanmış olarak gönderdik.'' denildi. O sünnet olmuş ve göbeği kesilmiş görüldü. O'nu kundağa sarmak istediğimde sırtında bir mühür gördüm, mühürün üzerinde (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle bir şeyler söylüyordu, kulağımı mübârek ağzına yaklaştırdım; ''Ümmetî, Ümmetî'' (Ümmetim, ümmetim) diyordu...''

Resûl-i ekrem efendimizin doğduğunu dedesi Abdülmuttalib'e Kâbe'de Allah'a yalvarıp duâ etmekteyken müjdelediler. Abdülmuttalib bu müjdeyi alınca çok sevinip O'nu görmeye giti ve; ''Bu oğlumun şânı, şerefi çok yüce olacaktır'' dedi. Sonra da O'nun doğumunu kutlamak için doğumun yedinci gününde Mekke halkına üç gün ziyâfet verdi. Ayrıca şehrin her mahallesinde develer keserek insan ve hayvanların istifâde etmesi için bıraktı. Ziyâfet sırasında çocuğa hangi ismi koydun diyenlere Muhammed ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin ismini vermedin diyenlere; �Allah�ın ve insanların O�nu medh etmelerini, övmelerini istediğim için.� cevabını verdi. Annesi de Ahmed ismini koydu.

Muhammed aleyhisselâm doğduğu sırada ve doğduktan sonra pekçok hâdise meydana geldi.

Muhammed aleyhisselâmın dünyâya geldiği gece bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahûdî bilginleri Muhammed aleyhisselâmın doğduğunu anladılar. Eshâb-ı kirâmdan Hassân bin Sâbit anlatır: ''Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahûdînin biri, hey Yahûdîler! diye çığlık atarak koşuyordu. Yahûdîler ne var, ne yırtınıyorsun diyerek yanına toplanınca şöyle söyledi: ''Haberiniz olsun Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyâya geldi...''

Muhammed aleyhisselâm doğduğu gece Kâbe'deki putlar yüz üstü yere yıkıldı. Urvetübni Zübeyr rivâyet eder: ''Kureyşten bir cemâatin bir putu vardı. Yılda bir defâ onu tavâf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir günde putun yanına vardıklarında onu yüzüstü yere yıkılmış buldular. Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defâ tekrarlandı. Bunun üzerine etrâfına iyice destek verip diktikleri sırada şöyle bir ses işitildi: ''Bir kimse doğdu yer yüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi.'' Bu hâdise tam Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceye rastlıyordu.

Medâyin şehrindeki İran Kisrâsının sarayının on dört kulesi (burcu) yıkıldı. O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisrâ ve halkı yine kendilerinden bâzı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tâbir ettirdiklerinde bunun büyük bir şeye alâmet olduğunu anladılar.

Yine o gece Mecûsîlerin yâni ateşe tapanların bin yıldan beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları âniden söndü. Ateşin söndüğü târihi not ettiler. Kisrânın sarayından burçların yıkıldığı geceye isâbet ediyordu.

O zaman insanların mukaddes saydıkları Sâve Gölü de yine o gece bir anda suyu çekilip, kuruyuverdi.

Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehrinin vâdisi de, o gece, su ile dolup taşarak akmaya başladı.

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu geceden îtibâren şeytan artık Kureyş kâhinlerine vukû bulacak hâdiselerden haber veremez oldu. Kehânet sona erdi...

Muhammed aleyhisselâmın doğduğu gece ve daha sonra o zamâna kadar görülmemiş bu hâdiselerden başka pekçok hâdise vukû buldu, bunların hepsi son Peygamber Muhammed aleyhisselâmın dünyâyı teşrif ettiğine işâret olmuştur.


                                                                                   ALINTI
                                                                                              DİNİMİZ İSLAM
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

BELKİ ADIMIZ MAHALLE OLDU AMA BİZ MAHALLEDEN ÖTEYİZ

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Gurgenburanlar


Kategoriler

Arkadaşlarım

zikrullah
hazanmevsimleri
minare
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN
sahafismail
serranur
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN
gonuldendamlalar
sevgialemi
ziraatvehayvan
birkelime
cankurban
siberdevlet
esmaulhusnafaziletleri
tekpare
gullerhurmetine
anindaburda
nuruahsen
ikraoku
szlrnur
mine78
altinfare
abdullahq
fantastik4lu